Taksim Meydanı’nda harekete kesen yaşamı orada bırakıp metroya doğru ilerliyorum. Yerin altına doğru yaptığım bu yolculuğu sevmiyorum. Soluğum kesiliyor. Yerin altı güven vermiyor bana. Taksim...
“Hüzünler Evi”nde Diledim: İçim Narlansın! 1. Aynı ülkeyi/kenti/evi paylaştığımız insanlar... Hayır, paylaştığımız değil... Aynı ülkede/kentte/evde yaşadığımız ancak birbirimizin ayrımında bile olmadığımız insanlar... Paylaşıyor olsaydık yaşam “gün...
bir süredir biz kimi dilemiştik diye düşünüyorsun. biz neyi dilemiştik? birbirinize değdiniz değeli "düş" olanı mı? oysa düşler insanı yanıltıyor! görüyorsun işte, yanıldınız. yanıldınız mı? niye...
sevgili, ankara üşütüyor beni... ankara'da üşümeyi sevmiyorum. bir üşümeye başladım mı ilkbaharlara/yazlara kadar bir daha ısınamıyorum. hep üşüyorum ve kimseye de söylemiyorum. yine öyle...
hey kötü çocuk, şu sisli yolda, saklambaç oynar mısın benimle? siste yolumu yitirip kötü devlere erişince birlikte “mavi” içeceğiz. söz veriyorum, alaattin’in cininden seni bulup...
kimden ne isteyebilirim? kimden ne isteyebiliriz? herkes yalnız... bir gün yaşamımın üst üste biriken düş kırıklıkları, incinmişlikler, anlaşılmazlıklar... toplamı olacağını biliyorum. çünkü hep öyle olmuş. başka...
nehrin en derininde kucakladım ay’ı. kollarım hiç bu kadar geniş olmamıştı. nehrin en dibi karanlık değildi. hayır, değildi. varsın inanmasın kimse. değildi. yeryüzüydü karanlık olan....
bir an geliyor ve insan gerçekten yoruluyor. bedeninde tek bir kası bile kıpırdatamayacak kadar hem de... ya da bedeninde tüm kaslar kıpırdamaya duruyor da sözün...
mektup beklemek... ben en son ne zaman mektup beklemiştim ki... en son ne zaman mektup almıştım ki... tüm apartmanların girişindeki posta kutuları artık...